Serious Sam HD: The First Encounter (PC)
Oynanış sırasında [~} tuşuna basıp konsolu aktif hale getirin ve aşağıdaki kodları yazıp, onaylayın.
Oynanış sırasında [~} tuşuna basıp konsolu aktif hale getirin ve aşağıdaki kodları yazıp, onaylayın.
Her senenin sonuna doğru çıkan “En İyi” haberlerinin bir yenisini de videogamer sitesi yayımladı. Birçok sıralamanın aksine site sadece 2009′da çıkmış olanları değil, şu ana kadar PS2 için özel olarak geliştirilen en iyi oyunları sıralamış. İşte en iyi 10 PS2 exclusive oyunu:
SmackDown vs Raw oyunlarının yapımcısı THQ, bu sene süresi dolan isim ve dövüşçü lisans haklarını tekrardan satın aldığını açıkladı. Firmadan yapılan açıklamada oyunun 8 sene daha THQ ismi altında piyasaya sürüleceği ve bu süre içinde oyunun her yönden çok daha fazla geliştirileceği belirtildi.
Capcom yaptığı açıklamada 2010 yılının ilk yarısında sunacağı bir kaç oyunla beraber Super Street Fighter IV’ü de 2010′un son çeyreğine ertelediğini duyurdu. Bu ertelemenin tamamen stratejik bir hamle olduğunu belirten yetkililer oyunların gelişiminde herhangi bir aksamanın söz konusu olmadığını belirttiler.
Avalance Just Cause 2′nin oynanış süresini açıkladı.”Eğer oyunu %100 bitirmek istiyorsanız 100 saatin üzerinde oynanış süresi var.”. Oyunun hikayesini bitirmek 15 saat alacak ama oyunu tam olarak bitirmek için 100 saat gerektiği düşünülürse oyunda çok şey olduğuna emin olabiliriz.
IMMORTAL : Ölümsüzlük açmak için kullanılan hiledir.
MORTAL : Ölümsüzlük kapamak için kullanılan hiledir.
Crytek, Crysis Wars’ı İnternet üzerinden oynayamayanlar için büyük bir fırsat sundu. Firma resmi sitesinde oyunun serial kodlarını yayımladı. Bunun anlamı ise şu oluyor. Elinizdeki Crysis oyunu bir korsan kopyası olsa bile artık internet üzerinden rakiplerinizle kapışabileceksiniz. Bunu nasıl yapacağınız ise <a href=”http://www.mycrysis.com/newsdetails.php?news=42988″><strong>burada</strong></a> detaylı bir biçimde anlatılmış
Bundan önceki yazılarımdan birinde Türkiye’de ki anime severlerden bahsetmiştim. Gerçektende sayısı azımsanmayacak kadar fazla olan bu kitle, eminim ki bu animelerin oyunlarını da büyük bir merakla bekliyorlardır. Türkiye’de en çok izlenen animelerden bir olan Dragon Ball için Namco Bandai firması, serinin ilk jenerasyonuna ait bir oyunu piyasaya sürdü. Dragon Ball’ın yeni serilerinin oyunları XBox360 ve PS3 için piyasaya sürülürken, animenin ilk serisine ait bir oyun olan Revenge of King Piccolo ise Wii’ye özel olarak raflardaki yerini aldı. Zaten Dragon Ball’ın Türkiye’de tam olarak sadece ilk jenerasyonu yayınlamıştı. Sonrasında anime, çeşitli nedenlerden dolayı yasaklandı ve yayından kaldırıldı. Bu yüzden Revenge of King Piccolo bize daha yakın gelen bir oyun. En azından yapımda genel olarak tanıdığımız karakterler var. Neyse lafı fazla uzatmadan oyunun anlatımına geçelim.
Max Payne ismini sanırım birçok oyuncu işitmiştir. Max Payne deri ceketi, iki elinde tuttuğu silahları ve bozuk olan psikolojisiyle hafızalara kendini kazımıştı. En azından Payne ismi geçtiğinde benim aklıma ilk gelenler bunlar oluyor. Ama birde bizleri oyunlarda ağır çekim yani “bullet time” modu ile tanıştıran ilk oyundur Max Payne. Özellikle adamların üzerine doğru atladığımızda ağır çekim moduna alıp düşmanlarımızı tek tek haklamanın keyfi bambaşkaydı. Son oyununun ardından geçen seneler tam bizlere Payne’i unutturmak üzereydi ki, Rockstar bizlerin sessiz çığlıklarını duyarak Max Payne 3′ü duyurdu. Duyurdu duyurmasına da kimdi bu Payne? Ne iş yapardı? Neydi bu adamın hikayesi? Neydi bozuk olan bu psikolojisinin sebebi? Aradan geçen seneler Payne’i ister istemez bizlere unutturmuştu. Aslında Max Payne bir çocuk babası, eşine son derece aşık şerefli bir polisti. Tek sahip olduğu, karısı, çocuğu ve doğrulardan hiç şaşmadan yaptığı mesleğiydi. Fakat Payne’in bu doğruluğu onu sonu görünmeyen bir tünele itti. Max işinden evine döndüğü o yağmurlu gecede başına geleceklerden habersiz bir şekilde evinin kapısını açtı ve içeri girdi. Ters giden bir şeyler vardı. Çocuğunun o neşeli sesi kulağına gelmiyordu, ortalık fazlasıyla sessizdi. Payne eşinin ve çocuğunun uyumuş olabileceği düşüncesiyle yatak odasına doğru ağır adımlarla ilerledi. Kapıyı açtı, bir anda yüzü allak bullak oldu. Odanın rengi eşinin ve çocuğunun kanlarıyla adeta kırmızıya bulanmıştı. İşte bu olaydan sonra Payne bir daha eskisi gibi olamadı. Eşinin ve çocuğunun intikamını almak için and içti. Tabi bu intikamın bedeli geriye kalan tek şeyini de kaybetmekti. Yani mesleğini….
İşte Max Payne ismi kendini bizlere bu hikaye ile tanıtmıştı. Fakat aradan geçen uzun yıllar Payne’i öylesine değiştirmiş ki, onu ilk gördüğümüzde “hayır bu Max değil, yalan söylüyorsunuz… O … O… O öldü değil mi? Saklamayın bizden gerçekleri! Max bu olamaz” gibi düşünceler beynimizde dolaştı durdu. Genelleme olarak kullandım ama en azından benim yapımdaki Max Payne hayranları böyle düşünmüştür. Peki neydi Max’i bu kadar değiştiren? İşte bu sorunun cevabını oyunun geliştiricisinin anlattığı kadarıyla sizlere anlatayım. Buyurun Max Payne 3.
Copyright © Oyun Hileleri | Oyun Hilesi | Oyun indir | Oyun Hileleri | | multihack 4.5 | multihack